17 Ağustos 2016 Çarşamba

İçimizdeki Çocuk










Şimdi ay usul, yıldızlar eski 

Hatıralar gökyüzü gibi 
Gitmiyor üzerimizden 
Geçen geçti 
Geçen geçti 
Hadi geceyi söndür kalbim 
Şimdi uykusuzluk vakti 
Gençlik de geceler gibi eskidendi


"Kalbini bir mektup gibi buruşturulmuş ve fırlatılmış gibi hissediyorsan  içindeki o masum çocuğa sarıl"diyor Sezen "sana insanı hatırlatır".. İçimizdeki çocuğu kaybetmeyelim. Bizi insan yapan içimizdeki o vicdanlı  çocuk. Kötülükleri unutalım. İyi olan her şeyi zihnimize kazalım tıpkı taşa kazır gibi. Önce kendimizi affedelim sonra sevdiklerimizi. Yine sevelim yeniden sevelim...İçimize kara bir duman gibi dolan ve ciğerimizi yakan, bizi karanlık odalara sürükleyen dumanı dışarıya çıkarma vakti geldi. Derin bir nefes alın ve atın dışarıya ne var ne yoksa. Kaldırın yerden gözbebeklerinizi...Dünya rengarenk ve dilerim evrenin en masum kokan renkleri sizinle olur....







13 Ağustos 2016 Cumartesi


ARKADAŞ....

Şanar Yurdatapan ne kadar da güzel en masum haliyle ifade etmiş hikayesinin kahramanını;       
 Bir gün, bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile
            Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız
            Ve aynı yolda yürüdükçe
            Gün gelir ellerimiz yine dostça birleşir
            Ayrılsak bile kopamayız.


Eskide mi kaldı samimi dostluklar bilemem ama şimdileri sorarsanız pek de bir değeri kalmadı insanın. Değil Dostumuzu, annemizi ve kendi öz kardeşimizi hoyratça kırar incitir olduk. Dostça birleşen el sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Nereden estiyse bu rüzgar; kin ve nefret tohumları ekti tarlalarımıza.Her birimiz sonra sonra ektiğimizi biçer olduk.Yavaş yavaş hırs bürüdü gözlerimizi. Bencillik sularında kindarca yüzmeye başladık. Canımızın her yanışında bir canı yakarak rahatlamaya çalışmak alışkanlık haline geldi. En alçakçası da herkesi kendisi gibi sanan insanlar, yaşı da yaktılar kurunun yanında....masum kalpleri de kırdılar, döktüler. Halbuki en güzel derman affetmekti. Mevlana gibi sarıp sarmalamak, anlamak, düşeni kaldırmak, merhamet etmekti. Ivırıyla zıvırıyla her haliyle "eyvallah" deyip kabullenmekti insanı. Tahammül etmekti çünkü fedakarlık. "Olmasın o ta içten gülen gözlerde yaş" nakaratını mırıldanabilmekti bir ömür boyu. Kim olursa olsun hatta hiç tanımadığın insanın gözlerinin içinin gülmesine sevinmekti insanlık. Bir karıncayı bile incitmeden yol almak olmalıydı gayemiz. Sonra yere binlerce kez düşse de  bir insan, "haydi tut elimden! birlikte kalkalım" deyip sırtını sıvazlayabilmekti kardeşlik. Böylesine güzel düşünceleri taşıyabilen melek ruhlu sadık bir dosta sahipseniz hiç durmayın şükranlarınızı sunun önce Allah'a sonra da arkadaşınıza. Size siz olduğunuz için değer veren ve size mutluluk veren insanı ne olursa olsun terketmeyin. Kainat denge üzerine kurulu sevgili dostlarım dengeyi asla şaşırmayın.Tüm sevdiklerinizi dengeli sevin aksi halde gönül terazinizin zinciri kırılır tüm duygularınız yere dökülür.Kimsenin hatta düşmanımın bile hayalleri yere düşmesin. Bilirim ki düşen her hayal yüreğe sızı bırakıyor. Sızlamasın kimsenin yüreği, sızlamasın yüreklerimiz,yürekleri ve bilhassa da sevgili dostum senin yüreğin....

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Bugün Günlerden Hüzün

Yüreğimin en masum duygularının sona erdiği, gönül hanemdeki yaprakların teker teker solup yere düştüğü gün işte bugün.....Bugünü tarihten silseler bugüne rüya deseler bugün hiç olmadı deseler ya da bugününü ve dününü hafızandan sonsuza dek sileceğiz deseler tek bir söz bile konuşmadan yola devam ederim. Koskoca bir sandıkla ayrılıyorum yarım kalan bir masaldan.Sandığımın içine bir tutam kolu kanadı kırık hatıralar, bir tutam acı, bir tutam da ümit yükledim gidiyorum...Dönüp arkama bakmadan gitsem diyorum içimdeki bitmek bilmeyen şefkat, bitmek bilmeyen sevgi ve sadakat boynumu bir deve gibi büküyor... Şimdi yaşadıklarımdan bana kalanlar, titreyen ellerimle yorgun bakışlarım..."Bir gün ben de güvercinler gibi yeniden uçup kanatlanabilir miyim?" diyorum içimden....Ürkek güvercin oldu senin haylaz çalıkuşun anne!...Saç uçlarına kadar kırıldı!..Meğer kendimden geçmişim insanlara değer verirken..Meğersem kendimi unutmuşum yaşarken..İnsanoğlunun vefa ikliminden uzaklaşacağını unutarak huzur dolu hülya'lara dalmışım nefes nefese tatlı bir telaşe ile koşarken...acı bir sille ile uyandım bu rüyadan. Dün değil bugün anladım bugün de kendimi bulamadım..Şimdilerde kendimi bulsam yarın bir kez daha böylesine yanmayacağım ve böylesine güvenmeyeceğim..Bunca duyguların katili benim sırrım olsun.Bir gün bu dünya aleminden göçersem bu sır ile dirilip mahşer günü haykıracağım....Yağmur yağdığında çıkan rengarenk gökkuşağım, sığındığım dualarım vardı..Rengi soldu gökyüzümün sanki heyecanı kalmadı nefes alışlarımın.Bir gün dünyaya yeniden gelsem bir daha asla dediklerim var benim.Bir de iyi ki dediklerim..İyikilerime tutunarak teselli buluyor emekliyorum ve tekrar koşa koşa yürüyeceğim günlerin hayalini kuruyorum...

Yenilenen Umutlarla...